Cemil Kavukçu Sözleri
Sosyal Medyada Paylaş
13 Aralık 2019
admin

Cemil Kavukçu Sözleri

Sayfamızda; Cemil Kavukçu Sözleri, Cemil Kavukçu Hikayeleri, Cemil Kavukçu Öyküleri, Kısa Anlamlı Sözler, Kısa Güzel Sözler, Edebi Sözler ve Yazar Sözleri yer almaktadır. Sizde sayfamızda Cemil Kavukçu’ya ait sözler ve alıntılar paylaşmak isterseniz aşağıda bulunan yorum bölümünden sözleri paylaşabilirsiniz. Bu sayfada yer alan alıntı ve sözleri sosyal medya hesaplarınızda paylaşabilirsiniz. Sitemizde ki diğer güzel sözlere Buradan ulaşabilirsiniz.

“Hayat Paylaştıkça Güzeldir.”

Cemil Kavukçu Sözleri/Alıntılar

Bazı şeyler söylenmeliydi; öyle fısıltıyla falan değil, gür bir sesle,
bağırarak söylenmeliydi. (Suda Bulanık Oyunlar)

Kendini kandırman için ne güzel yolların var. (Suda Bulanık Oyunlar)

“Anlamadım,” dedim.
“Anlarsın,” dedi, “daha gençsin.” (Gemiler de Ağlarmış)

Bir damla gözyaşım olmasa da inan ağlıyorum. Hüzün değil bu, kahrolma. (Yalnız Uyuyanlar İçin)

Yol çok iyi bir öğretmendir. (Gamba)

Özel yaşam hırsızıydık, ruh röntgencisiydik, doğru. (Gemiler de Ağlarmış)

Çok sevmek de bir hastalık. Sahipleniyor, bütün yaşamına el koyuyorsun. (Gemiler de Ağlarmış)

Yapayalnız yaşarken, korkular üretip yaşamı akıl almaz biçimde sorgularken neredeydiniz ya da neredeydim. (Uzak Noktalara Doğru)

Yalnızca şu an, sen varken varız. Ve sen, ardındaki her şeyi silerek gideceksin. (Uzak Noktalara Doğru)

Ey gökyüzü seni doğru okumalıyım. Doğru okuyup ders çıkarmalıyım… (Üstü Kalsın)

Yüzemeyen bir geminin kamarasında yaşamak… gibi. (Yüzünüz Kuşlar Yüzünüz)

Baba, yaşamımı kemirip bitirmeye beni hazırlayan, çelik güçleriyle çınlayan şarkılar duyuyorum. Bu gidişle bende canlı bir hücre kalmayacak (Suda Bulanık Oyunlar)

Büyük bir silgi al ve bugüne kadar ne gördüysen ne duyduysan hepsini sil. (Aynadaki Zaman)

Deniz her şeyi temizler. Deniz kendini temizler, bir kıyıya atıverir onu. (Aynadaki Zaman)

Bazı şeyler küçük harfle yazılmalı ve fısıltıyla söylenmeli (Suda Bulanık Oyunlar)

Sen çok kitap okuyorsun, tamam; ama şunu bilmiyorsun: Okunması ve anlaşılması en zor kitap doğadır. (Düşkaçıran)

Kaygı, mutsuzluk ve korku senin yapı taşların. Birlikte olduğumuz zaman bile tek başınasın. (Yalnız Uyuyanlar İçin)

Resim defterlerinde mavi boyanmıyor artık denizler. Yalnızca siyahı kullanarak resim yapan çocuklar var; hepsi de sıfır numara tıraşlı… (Suda Bulanık Oyunlar)

Böylesi kötü bir zamanda dünyaya gelmem bana ve yaşıtlarıma doğanın küçük bir şakası olmalı. (Suda Bulanık Oyunlar)

Dostluklar ve arkadaşlıklar, akrabalıktan daha önemlidir. (Örümcek Kapanı)

Nitelikli öykünün gücü de buydu işte. Onu iyice yaşayıp sindirmeden başka bir öyküye geçmenize izin vermiyordu. (Örümcek Kapanı)

Sükût saygıdan gelir.  (O Vakit Son Mimoza)

Birlikte olduğumuz her yer, ikimize sunulan bir oyun alanı gibiydi. (Aynadaki Zaman)

Yapay, zorlama bir sahnenin kötü oyuncularıydık. (O Vakit Son Mimoza)

Hepimiz değişik türlerde kuşlardık aslında; akşamla birlikte bakışları hatta bütünüyle yüzü değişen ve içinden yalnızca gölgeler geçen kuşlar. (O Vakit Son Mimoza)

Bir gün daha geçti yüzüme proteinli kahkahalar savurarak. (Suda Bulanık Oyunlar)

Kitaplarımız hafızamızın arşividir. Okuyup raflarına yerleştirdiğimiz kitapların her biri, düşünce coğrafyamızın, düşsel yolculukların belgeleridir. (Örümcek Kapanı)

Yitiren insanların yüzlerinde yaşamın çözülmemiş gizlerinden biri oluyor. (Uzak Noktalara Doğru)

Tembellik senin ruhuna işlemiş. Kaç zamandır işsizsin, ben de sana hiçbir şey yapmadan, oturduğun yerden para kazanacağın bir iş gösteriyorum, burun kıvırıyorsun. Kitabını okursun, bulmacanı çözersin, hayal kurarsın, bir şeyler yazarsın… Geceleri evinde ne yapıyorsan onu yaparsın (Tasmalı Güvercin)

Varış noktanı tasarlama ki, oraya geldiğinde sen de şaşırasın. (Üstü Kalsın)

Bu ölümcül bir hastalık da değil.” dedim, “Süründüren, insanın kendine olan saygısını her gün kemiren bir illet. (Temmuz Suçu)

Yaşamda bedeli ödenen acıların bıraktığı çizgilerden hiçbiri oluşmamıştı yüzünde. Nasıl olabilirdi ki, bir geçmişi, bir öyküsü yoktu onun. Bebeklik, çocukluk, gençlik dönemlerini yaşamamıştı. (Tasmalı Güvercin)

Biz de yalnızız. Buraya gelen herkes yalnız. Ne kadar içseler de değişen bir şey olmuyor. (Yüzünüz Kuşlar Yüzünüz)

En büyük gücün karşındakini dinlemek olduğunu ne zaman öğrendim bilmiyorum ama bunu çok iyi kullandım ve kullanıyorum. (Yüzünüz Kuşlar Yüzünüz)

Orası benim kurmaya çalıştığım, eksiltmeye kıyamadığım dünyamdı. (Örümcek Kapanı)

Yazmak, kendi sesini aramanın serüvenidir. (Örümcek Kapanı)

İçim boş ne mutluyum ne de mutsuz. (Yalnız Uyuyanlar İçin)

Bir konuk gibisin; hiçbir şeye katılmıyorsun. Tek yaptığın gözlemek. Bu da beni ürkütüyor. (Yalnız Uyuyanlar İçin)

Kendini ifade etmek -belki de sakınmak için- yeni bir dil bulmuştu. Bulunduğu mekanlarda kendisi olmuyor da oraya kopyasını gönderiyordu sanki. Ruhsavar Topu. Bu adı o yakıştırmıştı kendine. (Üstü Kalsın)

Bir çıkış yolu aramıyorum artık, eski özlemlerimi yitirdim. Umut da git gide aşınıyor. “İnsan umutsuz da yaşar. ” diyor bir şarkı. (Temmuz Suçu)

Parantezlerimin gitgide çoğalarak bütün sayfalarımı kapladığını anladığımda çok geç kalmıştım artık. (Yalnız Uyuyanlar İçin)

Bilmezsin, kadınlarla konuşurlarken ölçülü, kibar ve bilge davranmaya özen gösterenlerin çoğu, erkek erkeğe sövgüsüz anlatamazlar dertlerini. (Yalnız Uyuyanlar İçin)

Yanılıyorsun, ben kaçmıyorum, kovalıyorum. (Düşkaçıran)

Hiçbir şey konuşulmamıştı ama her şey konuşulmuştu. (Düşkaçıran)

Dön, diyecek. Israr edecek. Sensiz yapamıyorum falan… (Düşkaçıran)

Sonuçta öykü kedi gibiydi, sen onu okşamak istediğin zaman değil de o kendini sevdirmek istediği zaman yanına geliyordu. (Örümcek Kapanı)

Bu evde bir masa gibi hissediyorum kendimi! (Yalnız Uyuyanlar İçin)

Duvarla yüz yüze oturacağım (Yalnız Uyuyanlar İçin)

Elimde olmayan bazı nedenlerden ötürü yaşamdan ayrılmak zorunda kaldım. Ölü olup olmadığını anlayamayacak denli şaşkındım. (Temmuz Suçu)

Annem, bana hediye ettiği, “Bütün yanlışları bununla sil” dediği o büyük silgiyi geri almış, çocukluğu dışında her şeyi siliyordu. (Aynadaki Zaman)

Gemi adamları martıları hiç sevmez. Bunu öğrendiğimde çok geç kalmıştım artık. O gün şarkılardan sildim beyaz deniz kargalarını. (Aynadaki Zaman)

Olağanüstü hiçbir şey yoktu ama sen gördüklerine öyleymiş gibi bakıyordun. (Aynadaki Zaman)

Dükkân kalabalıktı, ama herkes yalnızdı. (Yalnız Uyuyanlar İçin)

Sonra dönüp gözlerime bakacaksın. Öfkelisin. Titremen de geçmiş, ağlaman da. Bitsin, bir daha yaşanmasın bu acılar, diyeceksin, sürgünler, bırakıp gitmeler, üniformalı korkular bitsin… (Yalnız Uyuyanlar İçin)

Sesimi unuttum, biliyor musun? Bu puslu karanlıkta binlerce sessiz sözcükten oluşan ölü tümceler yatıyor balkonda. Yazgı, bu kente gömülüp gitmekmiş demek. (Yalnız Uyuyanlar İçin)

İnsan bu yaşta, yani bana çok ürkütücü gelen kırklı yıllarda yeniden doğabilir mi? Doğamaz. (Yalnız Uyuyanlar İçin)

Gece uzasaydı, ölümün çirkin yüzü aramıza katılabilirdi. (Yalnız Uyuyanlar İçin)

Biliyor musun, bir düşte gibiyim, üzerime gelen tehlikeyi görüyor, kaçamıyorum. Bağırmak istiyorum, sesim çıkmıyor. (Yalnız Uyuyanlar İçin)

Bir Yorum Bırak

Tüm Hakları Saklıdır © 2019 sozleransiklopedisi.com