Dostoyevski Sözleri

Dostoyevski Sözleri

Şu anda “Ünlü Sözleri” Kategorisinde “Dostoyevski Sözleri” sayfasında bulunmaktasınız. Sizde sayfamızda Dostoyevski‘ ye ya da kendinize ait sözler paylaşmak isterseniz aşağıda yer alan yorum bölümünden güzel sözlerinizi paylaşabilirsiniz. Sayfa İçeriği: Dostoyevski Sözleri, En Güzel Dostoyevski Sözleri, Rus Sözleri, Klasik Edebiyat Sözleri, Kitap Sözleri, Yazar Sözleri…

Kısa Güzel Sözler, Anlamlı Sözler, Sihirli Sözler, Muhteşem Sözler, En Güzel Sözler, Anlamlı Sözler, Popüler Sözler, Dini Sözler ve Özlü Sözler kategorilerindeki sözlere ulaşmak için mutlaka diğer sayfalarımızı ziyaret ediniz…

“Herkesin Güzel Sözlere İhtiyacı Var.”

Dostoyevski Sözleri

Bazı insanlar vardır; marka olmak için çabalar ve bazı insanlar vardır bayım; insan, olmak için çabalar.

En çok kapı dinleyen insanlardan nefret ederim. İnsanın hırsız olması için başkasına ait bir eşyayı çalması gerekmez; başkasına ait sırları çalmak da hırsızlıktır. Hem de hırsızlığın en bayağısıdır.

İnsanın, ne derece büyük olursa olsun, her türlü felakete alışıvermesi, beni ürkütüyordu.

Yaşamakla yaşamamak arasında hiçbir fark kalmadığında özgürlüğüne kavuşur insan.

Denginiz değilim efendim, dengesizim…

Gelecekteki mutluluk uğruna sonuna kadar acı çekmek , onu yeni sıkıntılar pahasına elde etmek gerek. Acı her şeyi temizler. İnsan da yaşamda çok acı çeker.

Bir kızım olsaydı, onu oğullarımdan daha çok severdim. Babalar, kızlarına daima annelerinden daha düşkün olur.

Bize insan olmak, yani etiyle kemiğiyle insan olmak bile yük geliyor; bundan utanıyoruz, ayıp sayıyoruz. Soyut insan diyebileceğim garip yaratıklar olmaya can atıyoruz . Biz ölü doğmuş kişileriz…

Fakat bir kadın hem zeki hem de kıskanç olursa, iki kadın haline gelir ve bu bir felakettir işte.

Kilitleyecek bir şeyleri olmayan insanlar daha mutludur, öyle değil mi?

Her zaman iyiyimdir ve tek kötü yanım da budur. Çünkü her zaman iyi olmak kadar kötü bir şey yoktur.

Yoksul olmak günah değildir, ama varlıklı olup da başkalarını küçümseyip kırmak günahtır.

Kime, ne şekilde kötülük edebileceğimi gayet iyi bilirim ancak ellerimi kirletmek istemem.

Önce biraz ağladılar, ama alıştılar şimdi. Aşağılık insanoğlu her şeye alışır!

Herkes, hepimiz, benliğimizin en gizli köşelerini oldugu gibi açığa vurabilseydik; baskalarına, hatta en yakın dostlarımıza, sırası gelince kendimize bile itiraf etmekten çekindiğimiz ne varsa, hepsini korkmadan ortaya dökebilseydik; dünyayı saracak pis kokudan hepimiz boğulurduk.

Bu devir, sıradan insanın en parlak zamanı; duygusuzluğun, bilgisizliğin, tembelliğin, yeteneksizliğin, hazıra konmak isteyen bir kuşağın devridir. Kimse bir şeyin üzerinde durup düşünmüyor. Kendisine bir ülkü edinen çok az. Umutlu birisi çıkıp iki ağaç dikse herkes gülüyor: “Yahu bu ağaç büyüyünceye kadar yaşayacak mısın sen?” Öte yanda iyilik isteyenler, insanlığın bin yıl sonraki geleceğini kendilerine dert ediniyorlar. İnsanları birbirine bağlayan ülkü tümden kayboldu, kayıplara karıştı. Herkes, yarın sabah çekip gidecekleri bir handaymış gibi yaşıyor. Herkes kendini düşünüyor. Kendisi kapabileceği kadar kapsın, geride kalanlar isterse açlıktan, soğuktan ölsün, vız geliyor.

Kişiliksiz olmaktan bir haz duyuyorlar! Yeter ki kendileri olmasınlar, yeter ki kendi kendilerine benzemesinler… Bunun adına da en ileri gelmişlik diyorlar. Saçmaladıkları şeyler kendi düşünceleri olsa bari…

Bir çocuğun ölümünü görmektense, dünyaya geliş biletimi iade etmek isterim.

Çağımızdaki insanların yüreklerini bir şaşkınlıktır almış. Bütün hayatın konfordan ibaret olduğu düşüncesi propaganda edilir olmuş!..

Bugün can sıkıntısı ve hüzünden başka bir şey hissetmiyorum. Böyle bir gün işte. Hoşça kalın.

Eğitim bile yeterince güvenilir bir ölçü sayılmaz. Bu talihsizlerin arasında cahil, ama ince ruhlu adamlar tanıdım. Hapishanede bazen bir adamın yıllar boyu insanlıktan çıkmış, vahşi bir hayvan olduğunu düşünüp ondan iğrenirsiniz. Sonra bir an gelir adam, ruhunu çırılçıplak bırakıverir; öyle bir zenginlik, duyarlılık ve sıcaklık, hem kendisinin hem de başkalarının acılarına karşı öyle bir farkındalık görürsünüz ki inanamazsınız. Bazen de tersine; eğitim kimi zaman vahşetle ve hayasızlıkla yan yanadır; iyi niyetiniz bile buna özürler bulamaz.

Ben kötü bir insan değildim. Ne aksi bir adamım, ne de uysal biriyim. Ne alçağın biriyim, ne de namuslu, ne onurlu biriyim, ne bir kahramanım, ne de bir korkak. Ben hiçbir şey olamadım.

İnsanın zihni neyle meşgulse rüyasında onu görür. Hele içiniz rahat olmadı mı, gerçeğe ne kadar da uyar rüyalarımız!

Etrafınıza şöyle bir göz gezdiriniz! Gerçek hayat denilen şeyin ne olduğunu, nerede olduğunu bilmiyoruz bile! Kitaplarımızı, hayallerimizi elimizden alsalar, öylece ortada kalakalacağız.

Sevebileceğiniz birine öyle kolayca rastlayamazsınız.

Yapabildiğim tek şey, sadece okumaktı. Kitaplar, büyük coşkular, zevkler, acılar veriyordu bana; bu nedenle onlardan çok faydalandığımı söyleyebilirim.

Öylesine güzel bir gökyüzünün altında bu kadar kötü insan nasıl yaşayabiliyordu?

Param olduğunda, benim de son derece orijinal biri olduğumu göreceksiniz. Paranın en bayağı, en iğrenç yanı insana yetenek bile verebilmesidir.

Namuslu olmak sizi diğer insanlardan üstün yapmaz, övünme hakkını vermez, zaten herkes yaşadığı sürece namuslu olmak zorundadır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM