Halil Cibran Sözleri

Halil Cibran Sözleri

Şu anda “Yazar ve Şair Sözleri” kategorisinde “Halil Cibran Sözleri” sayfamızda bulunmaktasınız. Bu sayfamızda bulunan Halil Cibran Sözleri, Halil Cibran Alıntıları, Kısa Halil Cibran Sözleri, Halil Cibran Şiirleri, Edebi Sözler ve Yazar Sözleri’ ni sosyal medya platformlarında (Facebook-İnstagram-Twitter-Pinterest-Whatsapp)  paylaşabilirsiniz. Aradığınız Tüm Güzel Sözlere Buradan ulaşabilirsiniz.

“Herkesin Güzel Sözlere İhtiyacı Var.”

Halil Cibran Sözleri

 

Sen ve ben
Hayata hep yaban kalacağız.
Birimiz diğerine
Ve her birimiz kendisine.
Senin konuşacağın
Ve benim seni dinleyeceğim güne değin.
Sesini sesim sanarak.
Ve karşında durduğum güne değin.
Bir aynanın karşısında duruyormuşçasına.

Filozofun ruhu kafasındadır
Şairin ruhu yüreğinde gizlidir
Şarkıcının ruhu gırtlağında halkalanır
Ama rakkesenin ruhu onun tüm bedeninde yaşar.

Senin gibiyim ey Gece! Sabırlı ve tutkulu,
çünkü binlerce ölü sevgili göğsümde,
solmuş öpücüklerimin kefeniyle gömülmüş yatar.

Derinliklerin dibinden sana sesleniyoruz
ey Hürriyet! Bizi duy.
Karanlığın her tarafından avuçlarımızı
sana açıyoruz.
Ey Hürriyet! bizi duy…

Neşeniz, maskesini çıkarmış kederlerinizdir.

Yaşadığınız acılarınızın çoğu kendi seçimlerinizin sonucudur.

Bu muydu, onun için annemin karnını tekmeleyip durduğum hayat?

Üstümüzü kaplasa da sözcüklerin dalgaları, ebediyen derinliğimiz suskundur.

Sadece iki kişi insanlık yasalarını tanımaz; deli ve dahi. Onlar, insanlar arasında Tanrı’ya en yakın olanlardır.

Aynı duyguyu paylaşan kederli ruhlar birbirleriyle karşılaştıklarında huzur bulurlar.

“Bir de hakikati içlerinde taşıyıp da kelimelere dökmeyenler var.

Eğer varsa aranızda sadakatsiz kadını yargılayacak olan, kocasının yüreğini de tartsın terazide ve ruhunu ölçülerle vursun ölçüye. İnciteni kınayacak olan varsa, incinenin de ruhuna baksın.

Eğer yüreklerinizi yaşamlarınızın gündelik mucizeleri karşısında hayretle dolu tutabilseydiniz, acınız da en az sevinciniz kadar harikulade görünürdü.

Elleri bereketini yitirmiş olanların işlerinize karışmasına izin vermeyin çünkü onlar sizlerin emeğine karşılık boş laflar satmakta olanlardır.

Ne benim denizin derinlerinde gezen düşüncelerimi anlayabilirsin ne de ben anlamanı isterim senden. Benim isteğim, denizle yalnız kalmaktır.

Eğer Tanrıyı bilmek isterseniz, bilmece çözmeye girişmeyin. Onun yerine çevrenize bakın, O’nu çocuklarınızla oynarken göreceksiniz.

Ve hep böyle olmuştur ezelden beri, ayrılık vakti gelip çatıncaya kadar, sevgi kendi derinliklerini bilmez.

Bir insan… Başka bir insanı öldürdü; herkes, azılı katil dedi. Kral onu öldürdü; herkes adaletli Kral dedi.

Merhamet ne güzel şeydir değil mi? En çirkin insanı güzel, en yoksulunu zengin eder. Allah tüm canlıların kalbine merhamet tohumlarını ekmiştir. Önemli olan hangimizin bu tohumları büyüttüğü, hangimizin su bile vermeden kurumasını izlemesidir. Birine yardım ederken onun onurunu düşünerek el uzatan kişi, asıl merhametlidir. Birine yapılan yardım onun gururunu incitecek ölçüdeyse, o insanda ne merhametten söz edilebilir ne vicdandan.

Siz kurallar koymayı çok seversiniz ama kuralları bozmayı daha çok seversiniz. Tıpkı okyanus kıyısında sabırla kumdan kuleler yapan, sonra da kahkahalarla onları deviren çocuklar gibi.

Kapatılmışsınız ama yalnız değilsiniz. Açık sokaklarda yürüyüp de tutsak olan niceleri var.

Bir tilki, gün doğarken gölgesine baktı ve şöyle dedi: “Bugün öğle yemeğinde bir deve yiyeceğim. Ve bütün sabah deve arayıp durdu. Ama öğle güneşi yükseldiğinde gölgesini gördü yeniden- ve seslendi kendi kendine: “Bir fare işimi görür!

Hakikati buldum” değil, “Bir hakikat buldum” deyin. “Ruhun yolunu buldum.” demeyin. “Kendi yolumda yürürken ruhla karşılaştım.” deyin.

Birlikte durun ama yapışmayın birbirinize: Çünkü ayrı durur tapınağın sütunları. Hem birbirinin gölgesinde büyümez meşeyle selvi.

Sonra “Seni seviyorum,” dedin bana.
Ama gerçekte, senin bende sevdiğin bizzat sensin.

İkinci bir doğuş yaşadım,
ruhum ve vücudum sevişip birleştikleri zaman.

Ve bazıları vardır ki ne vermenin acısını hissederler ne sevinç ararlar ne de bir erdemlilik düşüncesi taşırlar; onlar, şu vadideki mersin ağacının kokusunu salışı gibi verirler. Böyle kişilerin ellerinde Tanrı dile gelir ve onların gözlerinden Tanrı, dünyaya gülümser.

Çünkü aşk taçlandırdığı gibi çarmıha da gerer sizi. Hem besler, büyütür hem de budar sizi.

Biz genç ve ateşliysek de ne arkadaşımız ne ziyaretçimiz vardır; her ne kadar kesintisiz bir kucaklaşma içinde olsak da huzurlu değiliz. Arzu doyurulmadığında, tutku amaçsız kaldığında hangi huzurdan söz edilebilir ki?

Kulağa gelen müzik tekse de onu oluşturan notalar farklıdır.

Ağaçlar toprağın göğe yazdığı şiirlerdir.

Yüzsüzlükle elde edilen başarıdansa, edebiyle başarısızlık daha iyidir.

Sana hizmet edene altından daha fazlasını borçlusun. O halde ya kalbini ver ona ya da sen de hizmet et.

Kadının küçük kusurlarını bağışlamayan erkek, onun büyük erdemleriyle asla tanışamayacaktır.

Yaşamın yüreğine ulaştığında, elbette her şeyde bir güzellik bulacaksın; güzelliği göremeyen gözlerde bile.

Sadece güzelliği keşfetmek için yaşarız. Gerisi bir tür beklemedir.

Çoğu kadın ödünç alır bir erkeğin kalbini. Ona sahip olan kadın pek azdır. Elde etmek mi istiyorsun, ısrar etmemelisin. Bir tohum ek, toprak sana bir çiçek verecek. Büyük rüyalar gör, gök sana sevdiğini gönderecek.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM