İbn-i Haldun Sözleri

İbn-i Haldun Sözleri

Arama motorlarında İbn-i Haldun Sözleri ve İbn-i Haldun Mukaddime Sözleri merakla aratılıyor. Sizlere İbn-i Haldun Sözleri’ni hazırlarken yazı sonunda hakkında da kısa bilgiler derledik.

Güzel sözler sitemizde bu sayfamızda “İbn-i Haldun Sözleri’ni bir araya topladık. Sayfamızda yer alan İbn-i Haldun Sözleri’ni sosyal medya hesaplarınızdan hemen paylaşabilirsiniz…

“Yazı Kalır, Söz Unutulmaz”

İşte Karşınızda İbn-i Haldun Sözleri

Coğrafya kaderdir.

Adaletsizlik medeniyeti mahveder.  

Mağluplar galipleri taklit ederler.

İnsan, alışkanlıklarının çocuğudur.  

Gayri memnunlar medeniyet kuramazlar.

Halk yalnızca adaletle korunabilen kullardır.  

Zulüm, umranın harap oluşunun habercisidir.

İlim bir kuyu, tartışma ise onun kovası gibidir.

Kalpleri müteferrik olanların akılları birleştirilemez.

Merhamet, masum olduğu için her kalbe misafir olmaz. 

Fazla tevazunun sonu vasat insandan tavsiye dinlemektir.

İnsanın zatı itibarıyla cahil, kazandığı bilgi itibarıyla âlimdir.

Her şeyi takdir eden Allah’tır ve O’ndan başka Rab yoktur.

Devletler de tıpkı insanlar gibi doğar, büyür, yaşlanır ve ölürler.

Her akıl, gücünün yetmediği ve idrak edemediği şeyleri inkâr eder.

Her akıl, gücünün yetmediği ve idrak edemediği şeyleri inkâr eder.

Kıtlık zamanlarında insanları açlık değil, alışmış oldukları tokluk öldürür.

Barbarlar savaşla yenip fetheder, medeniyetse sulhla fethedeni fetheder.

Akletmek Müslümanlar tarafından terk edildi ve bu yüzden zelil bir hale düştüler.

İnsan beyni değirmen taşına benzer. İçine yeni bir şeyler atmazsanız, kendi kendini öğütür.

İlme yasak koyanlar veya insanları yalanla meşgul edenler, aklın ve insanlığın en büyük düşmanlarıdır.

İnsan her zaman, kendini yenen de bir üstünlük bulunduğuna, ona boyun eğilmesi gerektiğine inanır.

“Nerelisin?” sorusu literatüre girmiş en ayrılıkçı, en bedbaht sorudur. Ha soran olursa, ben dünyalıyım.

Zulüm ve bozgunluk ile meşgul olanların sonlarının kötü olması Allah’ın kulları için koymuş olduğu bir kanundur.

Şehirlerin de bir ruhu vardır. Bir şehirde yaşayan insanlar zamanla yaşadığı şehrin ruhuyla karakteristik açıdan özdeşleşirler.

Bilesin ki, vücut için çok besin almaktan, açlık daha elverişlidir.   Geçmişler geleceğe, suyun suya benzemesinden daha çok benzer.

Devleti yıpratıp eski bir giysi durumuna getiren ve sonunda da büsbütün yıkıp yok eden, varlıklı/parlak yaşamdır.

En fazla değer verdiğim dostun, sana kusurlarını haber veren ve bulunduğun makam dolayısıyla bunda çekingenlik ve korku göstermeyen kimse olmalıdır.

İnsanların, başkalarının mükemmelliğini ve kendilerinden üstün olduklarını kabullenmeleri çok az görülecek bir durumdur.

Durumdan duruma geçişler bütünüdür her şey. Bu değişmeler ve geçişler, kişilerde, sürelerde, kent ve kasabalarda olduğu gibi, tüm evrende, ülkelerde, kıtalarda, zamanlarda ve devletlerde de olur.

Benim çırpınışlarım sevinçten değildir. Ele geçirilmiş kuş da çırpınır. Umursamazlığım da sevincimden değil. Bazı olayları hatırlamamdandır.

Bir görüşe ve bir inanca bağlılık ve taraftarlık insanın ruhuna işledi mi, kendi isteğine uygun düşen haberleri işitir işitmez hemen kabul eder. Bu temayül ve taraftarlık insanın basiret gözünü örter, tenkit ve tetkikte bulunmasını engeller.

Dağları bir yerden koparıp başka bir yere nakletmek, gönülleri birleştirmekten daha kolaydır!   İnsanların, başkalarının mükemmelliğini ve kendilerinden üstün olduklarını kabullenmeleri çok az görülecek bir durumdur.

Siyaset-i medeniye ilmi, ahlâk ve hikmetin gereklerine göre insanların güven içinde hayatlarına devam edebilmelerini sağlayacak şekilde, bir ev veya şehrin işlerinin nasıl düzene konulacağıyla ilgilenir.

Maddi ruh, kanla beraber damarlarda akıp hareket ederek idrak, hareket ve bedenin ısısını ayarlar ve beynin içindeki akil kuvvesini tamamlar. İnsan nefsi bu şeffaf ruh ile idrak eder ve düşünür.

Öğretmenler, bilim sahibi olma yolunda öğrencilerine kitaplarını ezberletirler. Ancak bilimsel tartışmalarla ve münazaralarla, konuları ve sorunları zihinde yerleştirme suretiyle kestirilebileceğini unuturlar.

Aklın birçok mertebeleri var. Önce dış dünyanın idraki: taakkul. Taakkul demek tasavvur demektir, buna akl-ı temyizi de derler. İnsan bu meleke ile faydalıyı zararlıdan ayırır.

“Eğer yöneticiler yumuşak ve adil olurlarsa, insanların katlanmak zorunda kalacakları (haksız) hükümler ve yasaklar olmayacağı için, o yönetim altındakiler, bir baskıya maruz kalmayacaklarına güvenerek kendi kişiliklerindeki cesaretlerini veya korkaklıklarını muhafaza ederler.”

Alınan çok gıda vücutta işe yaramaz fazlalıklar ve kötü artıklar meydana getirir. Bu çeşit artıklardan vücut orantısız bir şekilde genişler; şekil çirkinleşir. Bu gıdalardan meydana çıkan bozulmuş kötü sıvıların beyne gitmesiyle zihinler ve fikir körleşir. İdrâksizlik, gafillik ve itidalden ayrılma ortaya çıkar.

Devlet askerle korunur, asker para ile beslenir, mal haraç ile elde edilir, haraç memleketin mamurluğu ile temin olunur, memleketin mamurluğu ise adalet iledir, adalet ise valilerin hâllerini ıslahla, vâlilerin ve memurların hâllerini ıslah da vezirlerle olur, hükümdarın tebaasının durumunu bizzat kendisi yoklaması, bunların hepsinin başında gelir. 

Geometri zekayı aydınlatır ve aklını doğru ayarlar. Tüm kanıtları çok açık ve düzenli. Hataların geometrik akıl yürütmeye girmesi neredeyse imkansızdır, çünkü iyi düzenlenmiş ve düzenli bir şekilde düzenlenmiştir. Böylece, kendisini sürekli olarak geometriye uygulayan aklın hataya düşmesi muhtemel değildir. Bu uygun şekilde, geometriyi bilen kişi zekâ kazanır.

Eğer ruh bilgi almada tarafsızsa, bu bilgiye, bilginin hak ettiği eleştirel soruşturmanın payını tahsis eder ve böylece gerçeği veya gerçeği netleşir. Bununla birlikte, ruh belirli bir görüş veya mezhep için partizanlıkla enfekte olursa, bir an tereddüt etmeden kendisine uygun bilgileri kabul eder. Önyargı ve partizanlık eleştirel fakülteyi gizler ve eleştirel soruşturmayı engeller. Sonuçlar, yalanların kabul edilmesi ve iletilmesidir.

Bir devlette halka yükletilen vergilerin miktarı az olursa, ahâli çalışarak servet kazanmaya heves eder, ülke kalkınır. Devleti idare edenlerin israfı, refah ve bolluğa alışması arttıkça ihtiyaç ve masraflar derece derece artar. Halka yüklenen vergiler derece derece ağırlaşır, halk da buna dayanmaya alışır. Vergiler derece derece ve yavaş yavaş arttığı için halk da bunları toplayan da açık olarak artış nispetini bilmez.

Kentliler, kendilerini rahatlık ve kaygısızlığın döşeğine salıvermişler, mutluluk ve bolluğa gömülmüşler, mallarını ve kendilerini koruma işini, yönetenlerine, valilerine, yargıçlarına ve sürekli koruma görevlilerine bırakmışlardır. Ve çevrelerini kuşatan kale duvarlarının, önlerinde dönüp dolaşan bekçilerin ve nöbetçilerin sağladığı güvenceyle uykuya dalmışlardır. Hiçbir kaygı, uyarı heyecanlandırmaz onları. Ellerinden kaçabilecek avları da yoktur. Alabildiğine iyimserlerdir ve kendilerini güvenlik içinde bulurlar. Bu nedenle silahlarını bırakmışlardır.

İbn-i Haldun Kısa Bilgiler

-27 Mayıs 1332’de Tunus’ta dünyaya gelmiştir.

-Gençlik yıllarında dönemin ünlü hocalarından fıkıh, hadis, tefsir, akaid, mantık, felsefe, matematik, tabiat bilimleri, dil bilimleri, şiir ve edebiyat dersleri almıştır.

-O dönemin tanınmış kıraat âlimi olan Şeyh Abdullah Muhammed bin Bezzal-i Ensari’den “Kur’an’ı Arapçanın yedi lehçesine göre yedi şekilde okumayı” (Kıraat-ı Seba) öğrendi. Şatibiyye ve Raiyye kasidelerini ezberledi. Kendi anlatımına göre Kur’an’ı 21 defa yedi kıraat üzerine hatmetmiştir.

-20 yaşında iken ülke yönetimini elinde tutan Beni Hafs hanedanından Sultan Ebu lshak’ın katipliğine getirilmesiyle de siyasi hayatı başlamıştır.

-Uzun süren siyasi hayattan kendini sıyırıp kendisini bütünüyle ilmi çalışmalara vererek ünlü eseri Mukaddime’yi 1374 senesinde burada tamamlamıştır.

-İbni Haldun 1406 senesinde Kahire’de hayatını kaybetmiştir.

Eserleri

Kitâbu’l-İber – Mukaddime – Lubâb’ul-Muhassal – Şifâu’s-Sâil – Et-Târif bi İbn Haldun

Diğer eserleri:

Kaside-i Bürde şerhi, İbn Rüşd felsefesi hakkında bir risale, Mantığa dair bir risale (Kitab el-Mantık), Hesap (Matematik) hakkında bir risale (Kitab el-Hisab), Marakeş sultanına yazılan bir risale, Şiire dair bir risale.

Tasavvuf Sözleri

Özlü Sözler

Anlamlı Sözler

!Sizde sayfamızda “İbni-Haldun Sözleri’ni paylaşmak isterseniz aşağıda bulunan yorum bölümünden İbn-i Haldun Sözleri’ni ekleyebilirsiniz. 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM