Kaside Sözleri

Kaside Sözleri

Sayfamızda Kaside Sözleri, En Meşhur Kaside Sözleri, En Güzel Kaside Sözleri ve İlahi Sözleri yer almaktadır. Sizde kaside ve ilahi sözleri paylaşmak isterseniz, aşağıda bulunan yorum bölümünden sözlerinizi paylaşabilirsiniz. Aradığınız sözlere ulaşmak için lütfen Buraya tıklayınız.

“Güzel Söz Sadakadır.”

RUHUM SANA AŞIK SANA HAYRANDIR EFENDİM

Rûhum sana âşık, sana hayrandır Efendim,
Bir ben değil, âlem sana kurbandır Efendim.

Ecrâm ü felek, Levh u Kalem, mest-i nigâhın,
Dîdârına âşık Ulu Yezdân’dır Efendim.

Mahşerde nebîler bile senden medet ister,
Rahmet, diyen âlemlere, Rahman’dır Efendim.

Kıtmîrinim ey Şâh-ı Rusül, koğma kapından,
Asilere lütfun, yüce fermândır Efendim.

Ta Arşa çıkar her gece âşıkların âhı,
Medheyleyen ahlâkın, Kur’an’dır Efendim.

Aşkınla buhurdan gibi tütmekde bu kalbim,
Sensiz bana cennet bile hicrandır Efendim…

Doğ kalbime bir lâhzacık ey Nur-i dilârâ,
Nûrun ki; gönül derdime dermandır Efendim…

Ulvî de senin bağrı yanık âşık-ı zârın,
Feryâdı bütün âteş-i sûzandır Efendim…

Ali Ulvi KURUCU

GÖNÜL HUN OLDU ŞEVKİNDEN BOYANDIM YA RASÛLALLAH

Gönül hun oldu şevkinden boyandım Ya Rasulallah
Nasıl bilmem bu nirana dayandım Ya Rasulallah
Ezel bezminde bir dinmez figandım Ya Rasulallah
Cemalinle ferahnak et ki yandım Ya Rasulallah

Gül açmaz çağlayan akmaz, İlahi nurun olmazsa
Söner alem, nefes kalmaz, felek manzurun olmazsa
Firak ağlar,visal ağlar, ezel mesturun olmazsa
Cemalinle ferahnak et ki yandım Ya Rasulallah

Yanan kalbe devasın sen, bulunmaz bir şifasın sen
Muazzam bir sehasın sen, dilersen rehnümasın sen
Habib-i Kibriyasın sen, Muhammed Mustafa-sın sen
Cemalinle ferahnak et ki yandım Ya Rasulallah

Erir canlar o gül buy-i revan bahşın hevasından
Güneş titrer, yanar didarının bak ihtirasından
Perişan bir niyaz inler hayatın müntehasından
Cemalinle ferahnak et ki yandım Ya Rasulallah

Susuz kalsam, yanan çöllerde can versem elem duymam
Yanardağlar yanar bağrımda, ummanlardan nem duymam
Alevler yağsa göklerden ve ben messeylesem duymam
Cemalinle ferahnak et ki yandım Ya Rasulallah

Ne devlettir yumup aşkınla göz, rahında can vermek
Nasip olmaz mı sultanım haremgahında can vermek
Sönerken gözlerim asan olur âhında can vermek
Cemalinle ferahnak et ki yandım Ya Rasulallah

Boyun büktüm, perişanım, bu derdin sende tedbiri
Lebim kavruldu ateşten döner pâyinde tezkiri
Ne dem gönlün murad eylerse taltif eyle kıtmiri
Cemalinle ferahnak et ki yandım Ya Rasulallah

ULU DERGAHINA TUTTUMDA YÜZÜMÜ

Ulu dergahına tuttumda ilahi yüzümü,
O rahim eşfak olan vadine diktimde gözümü,
Beni benden daha ala biliyorken özümü,
şu iki cümleye hasrettim efendim sözümü.
Malike emrederek dûzâhına atma bizi,
Hazreti Muhammet hürmetine yakma biz. Ya kerim Allah

Cürmümü bu muterfim halimi ettim ifşa
Sana isnad edemem zülmü etmem haşa
Şimdi nedematle vuruyorken başımı taşlara
İşte ikrarı zulüm etmedeyim hayşudeşa
Malikle emrederek dûzâhına atma bizi
Hazreti Muhammed hürmetine yakma bizi. Ya kerim Allah

İrğie emri celilinle ile ilahi bu beden
Benliğinden sıyrılıp ğeydirilir sade kefen
Kara topraklara nihayet edilinde mesken
Titreyen ruh huzurunda lütuf beklerken
Malike emrederek dûzâhına atma bizi
Hazreti Muhammed hürmetine yakma bizi.Ya kerim Allah

YILDIZLARLA OYNAR İSMAİL’İM

Vuslata ermek için bin firakı sevdim
Sabırla eriştim sabahlara vah etmedim

Bendei ümmül kurayım beklerim
Kapında senin rahmetinden ümidimi hiç kesmedim.

Çölde açar goncası kurumuş güllerinin
Ümmü rahmet izhar olmak içindir hicretim.

Yan yüreğim ummanı aşktır bu
Su ne çare zemzem yeter yıldızlarla oynar İsmail’im

Umman’ı aşkına yanmaktayım gün bugündür
Sensizlikten terki diyarım halim nicedir.

Bu bir lisanı haldır şimdi tevhi rûyadır
Hüzeylime ferman lahzama ahu figandır.

Dilşadım rengine boyandı canım cananım
Talibim vuslatına yetiştir arzu halim Medet ya tabibel kulub

EY GÖNÜL BAKMA CİHANA

Ey gönül bakma cihâna gün gelir seyran gider
Durma ağla gözlerim gel bu kafesden cân gider
Sağlığı sen bil ganimet gönlünü ezkâre ver
Çağnlır kabre girersin sonra bu meydân gider

Sıdk ile Allâh’a kul ol mâl-ü dünyâ fitnedir
Bir kefen giyip gidersin servet-ü sâmân gider
Uyma gel ehl-i zamana çokça sohbet eyleme
Çünkü onlar ehl-i Hakk’a her cihetle yan gider

Cümle halk ehl-i seferdir devr- Âdemden beri
Pençe-i mevte takılmış günde bin kervan gider
Hazır ol mevte Kelâmi gafil olma bir nefes
Dost gider, düşman gider, ağyar gider, ihvan gider.

SIĞINDIK DERGÂHI İHSANINA

Sığındık dergeh-i ihsânına biz mekr-i udvândan
Habıbin aşkına hıfzet İlâhi şerr-i şeytândan
Muhammed ümmetiyiz gerçi olduk ehl-i isyândan
Bizi lütfunla mahrûm eyleme Yarabbi ğufrândan

Ayırma Yâ ilâherâlemin îmân-ü Kur’ân’dan
Tarîk-i müstakimi gösteren Kur’ân’dır, Kur’ân
Ona tâbi olanlar nâil-i gufrandır ğufrân
Bilâşek münkir olmak mûcib-i hüsrândır hüsrân.

Bizi lütfunla mahrûm eyleme Yâ Rabbi ğufrândan
Ayırma Yâ ilâherâlemin îmân-ü Kur’ân’dan
Ferahnâk eyle cümle mü’minini dâima
Yâ Rab Bi-hakkı ism-i a’zam mensûr-ul’livâ Yâ Rab

SULTÂN-I RUSÜL ŞÂH-I MÜMECCEDSİN EFENDİM

Sultân-ı Rusül Şâh-ı mümeccedsin efendim
Biçârelere devlet-i sermedsin efendim
Divân-ı İlâhide ser âmedsin efendim
Merşûri “Le’amrük”le müeyyedsin efendim

Sen Ahmed-ü Mahmûd-ü Muhammed’sin efendim
Hikk’dan bize Sultândı müeyyedsin efendim

Hutben okunur minber-i iklim-i bekâda
Hükmün tutulur mahkeme-i rûzi cezâda
Gülbang-ı kudûmun çekilir arş-ı
Hudâ’da Esmâ-i Şerifin anılır arz u semâda

Arapça Kaside

Ya Rabbi salli ve sellim ‘alâ seyyidinâ Muhammedin ve ‘alâ âli seyyidinâ Muhammedin
(Allahım! Efendimiz Muhammed aleyhisselâma ve O’nun yakınlarına, evlatlarına salât ve selâm eyle…)

Seyyidi’l-‘arabi ve’l-‘acemi ve imâmu’l-Mekketi ve’l-Medîneti’l-münevverati ve’l-harem
(O ki, Arap ve Acem’in efendisi, Mekke ve Medîne’nin önderi ve lideridir…)

Ve tercümâni lisâni’l-fasîhi ve’l-kıdem ve ma’deni’l-‘ilmi ve’l-hilmi ve’l-hikmeti ve’l-hikem
(O ki, Kur’ân’ın en iyi tercümânı ve konuşması en güzel ve anlaşılır olandır…O ki, ilmin, hikmetin ve güzel ahlâkın kaynağıdır…)

Asluhû nûrun ve nesluhû Âdem
(Âdem’in neslinden olsa da O’nun aslı “nûr”dur…)

Ba’suhû muahharun ve halkuhû mukaddem
(Yaradılışı önce gönderilişi sonradır O’nun…)

İsmuhu’ş-şerîfu mektûbun ‘ale’l-levhi’l-mahfûzi bi yâkûti’l-kalem
(O’nun şerefli adı “levh-i mahfûz” üzerine yâkût “kalem” ile yazılmışdır…)

Cismihu’ş-şerîfu medfûnun fi’l Medîneti’l-münevverati ve’l-harem
(O’nun mübârek bedeni Medîne-i Münevvere’deki “Harem-i Şerîf”inde defnolunmuşdur…)

Turâbuu’ş-şerîfu atyabu mine’l-miski ve’l-‘anberi ve’l-hıtem
(O’nun mübârek toprağı miskden de anberden de daha güzel kokar…)

Fe ye’tî bihi nidâun min kıbeli’r-Rahmân tûbâ limen raâhu ve limen eslem
(Allah tarafından gelen bir nidâ şöyle der : O’nu gören ve teslîm olanlara ne mutlu…)

Mevlânâ ve mevle’l-‘alemeynil muhterameyn
(O bizim de efendimizdir, “iki muhterem alem”in de efendisidir…)

İndallahi ve’n-nâsi seyyidinâ Ebel Kâsımi Muhammed
(Allah ve insanlar katında Efendimiz Ebe’l Kâsım Muhammed’dir O…)

Yâ Rabbi ‘abdün min ‘abîdike hâifun bike müstecîrun min liza’n-nîrâni
(Allahım! İçi korku dolu bu kulunu cehennemden âzâd et…)

İlâhî nes’elüke bi Muhammedin ve âli beytihî ve’l-‘aşiral kirâmi
(Allahım! Senden Muhammed aleyhisselâm ve O’nun ehl-i beyti ve yakınları hürmetine istiyorum…)

Ağfirlenâ verhamnâ ağfirlenâ verhamnâ
(Bizi affet ve bize merhamet et…)

ŞAHİDİM ARZU SEMADIR

Şahidim Arzu semadır bütün ecramı ile
Aşıkım sıdk ile ben Hazreti Şahı Rusule

Yaksada ahu derunum beni bu hasret ile
Dilimin takatı yok halime takrire bile

Ey Badi saba uğrarsa yolun semti Haremeyne
Tazimimi arz eyle Rasulu Sağaleyne

Bu günahkâr gidişin son demi bilmem nolacak
Gelecek bir gün ecel kâseyi ömrün dolacak

Yevme La Yesfehu da her kişi razı olacak
Aman ey Kani Kerem yok elimden tutacak

Ey Badi saba uğrarsa yolun semti Haremeyne
Selamımı arz eyle Rasulu Sağaleyne

Pakine sürmek için ne yüzüm nede imkânım var
Tahsisi şefaat kebair ehline imanım var

Aman ey Kanı Kerem pek büyük isyanım var
Ancak beni kurtaracak Muhammed gibi bir Sultanım var

Ey badi saba uğrarsa yolun semti Harameyne
Tazimimi söyle Resulû Sağaleyne

Elveda Ya Şehr-i Ramazan Sözleri

Elveda Ey Şehr-i Ramazan Elveda
Elveda Ey Şehr-i Rahmet Elveda
Elveda Ey Şehr-i Kuran Elveda

On bir Aylık Yoldan Geldin
Müminlere Rahmet Oldun
Asilere Azap Oldun
Elveda Ey Şehr-i Ramazan Elveda

On bir Ayın Sultanısın Sen
Dertlilerin Dermanısın Sen
Hakkın Bize İhsanısın Sen
Elveda Elveda Ey Şehr-i Ramazan Elveda

Ey Kuran Ve RAHMET Ayı, Sen Şehr-i Mübareksin
Müminlere hem Gereksin Sırad Üstünde Muradsın

Elveda Ey Vahyi Mübarek Elveda
Elveda Ey Şehr-i Rahmet Elveda
Elveda Ey Mübarek ramazan Elveda
Elveda Ey Kuran Ayı Elveda

Her Kaçan Anarsam Seni Kararım Kalmaz Allahım

Her kaçan anarsam seni karârım kalmaz Allahım
Senden gayrı gözüm yaşın kimseler silmez Allahım

Sensin ismi bâkî olan sensin dillerde okunan
Senin aşkına dokunan kendini bilmez Allahım

Sen yarattın cism ü cânı sen yarattın bu cihânı
Mülk senindir kerem kânı kimsenin olmaz Allahım

Okunur dilde destânın açılır bâğ ü bostânın
Sen baktığın gülistânın gülleri solmaz Allahım

Aşkın bahrına dalmayan cânını fedâ kılmayan
Senin cemâlin görmeyen meydâna gelmez Allahım

Zâr olur âşıkın işi durmaz akar gözü yaşı
Senden ayrı düşen kişi dîdârın görmez Allahım

Âşık Yûnus seni ister lutf eyle cemâlin göster
Cemâlin gören âşıklar ebedî ölmez Allahım

DERDİMENDİM YA RASULALLAH DEVA OL DERDİME

Destgîr ol yâ Habîballah bu ‘âsî mücrime
Sen şefâ’at kânı varken yalvarayım ben kime
Ben Resûl-i Kibriyâ’nın bülbül-i nâlânıyım
Mücrimim gerçi Cemâl-i Mustafâ hayrânıyım

Serfirâz-ı enbiyâsın cümlenin sultânısın
İlm-i zâhir ilm-i bâtın ilm-i ledünn sultânısın
Herkesin cândan azîz cânısın ve hem cânânısın
Ben Resûl-i Kibriyâ’nın bülbül-i nâlânıyım
Mücrimim gerçi cemâl-i Mustafâ hayrânıyım

Bûy-i vaslındır mu’attar eyleyen sünbülleri
Nûr cemâlinden eserdir bağ-ı aşkın gülleri
Gül cemâlindir Habîbim mest eden bülbülleri
Ben Resûl-i Kibriyâ’nın, bülbül-i nâlânıyım
Mücrimim gerçi Cemâl-i Mustafâ hayrânıyım

Cânını cânâne kurbân eyliyor pervâneler
Bezm-i vaslın neş’esinden gaşyolur mestâneler
Âşıkın gözyaşlarından doldu hep peymâneler
Ben Resûl-i Kibriyâ’nın, bülbül-i nâlânıyım.
Mücrimim gerçi Cemâl-i Mustafâ hayrânıyım

Ermek istersen O Şâh’ın himmet ü imdâdına
Cân ü dilden âşık ol sen ism-i zât evrâdına
Ses verir Ulvî melekler âteşin feryâdına
Ben Resûl-i Kibriyâ’nın bülbül-i nâlânıyım
Mücrimim gerçi Cemâl-i Mustafâ hayrânıyım

Ali Ulvi Kurucu (Rahmetullahi Aleyh)

NEYLEYİM DÜNYAYI BANA ALLAH’IM GEREK

Neyleyeyim dünyâyı
Bana Allah’ım gerek
Gerekmez mâsivâyı
Bana Sultân’ım gerek

Ehl-i dünyâ dünyâda
Ehl-i ukbâ ukbâda
Her biri bir sevdâda
Bana Allah’ım gerek

Derdli dermânın ister
Kullar sultânın ister
Âşık cânânın ister
Bana Sübhân’ım gerek

Fânî devlet gerekmez
Türlü ziynet gerekmez
Hak’sız cennet gerekmez
Bana Allah’ım gerek

Mecnûn ister Leylâ’yı
Vâmık özler Azrâ’yı
N’idem gayrı sevdâyı
Bana Allah’ım gerek

Bülbül güle karşı zâr
Pervâneyi yakmış nâr
Her kulun bir derdi var
Bana Allah’ım gerek

Beyhûde hevâyı ko
Hakk’ı bula gör yâ hû
Hüdâyî’nin sözü bu
Bana Allah’ım Gerek
Azîz Mahmûd Hüdâyî (K.S)

ŞEHİTLERİN SERÇEŞMESİ

Şehitlerin serçeşmesi,
Enbiyanın bağrı başı,
Evliyanın gözü yaşı,
Hasan ile Hüseyin’dir.

Hazreti Ali babaları,
Muhammed’dir dedeleri,
Arşın iki küpeleri,
Hasan ile Hüseyin’dir.

Kerbela’dır yazıları,
Şehid olmuş gazileri,
Fatma Ana kuzuları,
Hasan ile Hüseyin’dir.

Derviş Yunus’un dünya fânî,
Bizden evvel gelen hani,
İki cihanın sultanı,
Hasan ile Hüseyin’dir.

“Senin Hicrân-ı Aşkınla İlâhî Âşıkân Ağlar”
(Uşşak Kaside)

Senin hicrân-ı aşkınla İlâhi âşıkân ağlar
Visalin derdine düşmüş hemen halk-ı cihân ağlar

Erişmezse eğer “lâtaknetû”dan âleme rahmet Beşer ağlar
Melek ağlar, bütün kevn-ü mekân ağlar

Firâkın âteşi dilde devam eylerse sübhânım
Gözüm ağlar gönül ağlar bedende gizli cân ağlar

Terahhumla nazar kılmaz isen mücrimlere yâ Rab
Velî ağlar Nebî ağlar zemin ü âsümân ağlar

Perişan hâline rahmet gedâdır âşıkın Haydar
Bağışla cürm-ü isyanın senin çün her zamân ağlar

Hicrân : Ayrılık acısı, hasret
Visâl : Kavuşma
Halk-ı cihân : Herkes
Taknetû : “Ey çok günâh işleyerek kendi kendilerine kötülük etmede ileri giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümîdinizi kesmeyiniz” meâlindeki âyet-i kerîmede “ümîdinizi kesmeyin” lafzının karşılığıdır…(Sûre-i Zümer, 53)
Kevn ü mekân : Bütün varlıklar
Firâk : Ayrılık
Terahhum : Merhamet
Mücrim : Günâhkâr
Zemîn u âsumân : Yer ve gök
Gedâ : Dilenci, fakîr

Sosyal Medyada Paylaşın:
Etiketler:
Kaside Sözleri
Sonraki Yazı

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM