Sözler Ansiklopedisi

Stefan Zweig Kitap Alıntıları ve Sözleri

Stefan Zweig Kitap Alıntıları ve Sözleri

Stefan Zweig Kitap Alıntıları ve Sözleri dünya çapında büyük bir ilgi buldu. Ünlü yazar Stefan Zweig sözleri kısa ve uzun okumalarla sürüyor. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Olağanüstü Bir Gece, Satranç, Dünün Dünyası, Sabırsız Yürek, Ay Işığı Sokağı gibi pek çok eserinin sözleri ve alıntılarını haberimizde bulacaksınız. Stefan Zweig ünlü ve anlamlı sözleri tumblr sizler için bir araya geldi. En iyi, özlü, güzel anlamlı Stefan Zweig sözleri ve yazıları aşk, korku, savaş, sevgi, acımak konularında yazdıkları neler? Stefan Zweig sözleri İngilizce ve Türkçe’ye çevrilen eserlerinden bir seçki içinde haberimizde.

Sizler için hazırladığımız Stefan Zweig Sözleri ve Alıntılar, Stefan Zweig Sözleri Kısa, Stefan Zweig Yazıları, Stefan Zweig Ünlü Sözleri ve Stefan Zweig Anlamlı Sözleri hemen oku! Ve en beğendiğin sözü resimli olarak whatsapp, ınstagram, facebook gibi sosyal paylaşım platformlarından paylaş!

İlginizi Çekebilir; Buddha Öğretileri ve Alıntıları için TIKLAYINIZ.

Stefan Zweig Kitap Alıntıları ve Sözleri

Seversen sevilirsin.

Özgür! Bugün kim özgür ki?

Sebepsiz yere kaçmaz insan!

Kitapların kendi yazgısı vardır.

Kitaplığım benim krallığımdır

İnsan susarak da yalan söyleyebilir.

Herkes en azından bir parça delirir.

Seni kaderimi beklercesine bekledim.

Fazla konuşması insanın bir zayıflığıdır.

Denizde susuzluktan ölen biri gibiydim.

İnsanlar, insanlar, bana ne insanlardan.

Ben huzurun değil, hayatın peşindeyim.

Savaşacağım tek şey, içimdeki diğer bendi.

Uçuruma dans ederek düşmek istiyordu.

İnsan ölümün gölgesinde yalan söylemez.

Ben genç ve şaşkın o ise edepsiz ve güzeldi.

İnsanlığın ötesinde bir vatanım yok benim.

Kaybetmek için bazen sevmek yeterliydi.

Stefan Zweig Sözleri Resimli
Stefan Zweig Sözleri Resimli

Verdiğim söz benim için en önemli yasadır

İyi olan şey unutulmaz, seni unutmayacağım.

Bir kişi kendisinden başka herkesten kaçabilir.

Dünyayı değiştiremiyorsan, dünyanı değiştir.

Özgürlüğümden başka hiçbir şey istemiyorum

Hiçbir sanat, gerçeğin kendisiyle yarışamaz.

Evde bir ölü yaşıyor, fark etmiyor musunuz?

Görünüşe bakılırsa hoşgörü devri sona ermiş.

Her şey eskisi gibi, sadece biz değiliz, biz değiliz!

Belki hepimiz bir günahın bedelini ödüyoruzdur.

Kılıç güç demektir, güç de adaletin düşmanıdır.

Fakat ne yardımı dokunabilir ki sözcüklerin bana?

İnsan birine yalan söylüyorsa, başkasına da söyler.

İçte tutulan gözyaşları akıtılanlardan daha acıtıcıdır.

İtiraz etmeyen, karşı koymayan herkes suç ortağıdır.

Belli bir amacı olmayan her şey bir yanılgıdan ibarettir.

Bir uçurumdan aşağı bakar gibi geçmişine bakıyordu.

İçinde bir şeyler hayır diyorsa, sen de hayır demelisin.

Güvenin şartı samimiyettir, kayıtsız şartsız samimiyet.

Ve bir şeyi saklamak, söylemekten daha ağır gelir insana.

Hiçbir arzum yok, yeryüzünde masum kalmak dışında.

Başkalarını çok fazla düşünen bir kimse, kendisini unutur.

Bütün yalnızlar gibi özgür ve bütün özgürler gibi yalnızız

Suçluydum çünkü çevremdeki insanlardan daha akıllıydım.

Yaşlanmak, artık geçmişten korkmamaktan başka nedir ki.

Ben söylediklerimden sorumluyum, anladıklarınızdan değil.

Değerli olan her zaman için gerçeğin yarısı değil, tamamıdır.

İnsanlar arasına karışmamı engelleyen kişisel nedenlerim var.

Ağzımda acı bir tat vardı, geri dönüşü olmayan bir mazinin tadı.

Gerçeği kavrayabilmek için belki yüreğin yanması gerekiyordur.

Ruhu çoktan ölmüştü, geriye öldürülecek yalnızca bedeni kalmıştı.

Herkese yürümüşsün caddeler boyu, bana gelince yorulmuşsun.

Ve insanların arasında yalnız olmaktan daha korkunç bir şey yoktur.

İnsanoğluyla tıka basa doluyum sanki. Onları ağzımdan kusacağım.

Kendini ondan korumalısın. Birini aldatan ötekini de kolayca aldatır.

Ben de tek bir vazifem olduğunu biliyorum, insan olmak ve çalışma.

Tüm dünya yerle bir olurken, insanın kendisi için çalışması bir suç.

İnsanları yargılamaktan değil, anlamaya çalışmaktan zevk alıyorum.

İnsan kendini gönülden bağlı hissettiği yerden bir adım kımıldayamaz.

Biliyorum, bu çok aptalca ama yalnızca sevildiğim zaman yaşayabilirim.

Şimdi her şeyin sonuna yaklaştığı sırada ilk kez bir başlangıç hissediyordu.

Hayat, mucizeleri sevse de gerçek, mucizeler konusunda cimri davranır.

Ben kendimi anlamaya başladığımdan beri diğer pek çok şeyi de anlıyorum.

Kendi halinde görünen adamlar, dünyayı ihtilâle itecek kadar güçlü olabilirler.

Aşkın en güzel, en dingin anları insanı kendinden geçiren solgun düşlerdedir.

Dünyada hiçbir şey insan ruhu üzerinde “hiçlik” kadar ağır baskı uygulayamaz.

Kalp, çabucak unutmak istediği şeyleri en derinlere gömme kabiliyetine sahiptir.

Sahi nereye olduğunu bilmeden saatlerce yürüten o derdi kime nasıl anlatacaksın.

Beklenmedik şeyler yaşamış bir insan için imkânsız sözcüğünün anlamı kalmamıştır.

Söz konusu başkalarının derdi olunca nasıl da hep daha zeki ve daha nesnel oluruz.

İç dünyasını genişletmeyi erken öğrenen kişi, daha sonra tüm dünyayı içine sığdırabilir

İtaat ettiğiniz müddetçe, sizler sadece bir kölesiniz ve bunu da hak ediyorsunuz demektir.

İnsan bir halkın üyesi olabilir, fakat halkı çıldırdığında kendisinin de çıldırması gerekmez.

İnsan kendini kaçak hissettikten sonra hiçbir yerde özgür değildir. İçerde ya da dışarda.

Bir sözcük, çarpan kalbinde bütün dünyanın alevlendiği o sonsuz ateşi söndürebilir mi?

Gülen, sohbet eden binlerce insanın içinde ben kendi içimdeki o kayıp insanı arıyordum.

Beni ölüm döşeğimden çağırsaydın bile, yataktan kalkıp seninle gitme gücünü toplardım.

Özgür kalmak için yeterince istekliysen karşındakiler kim olabilir, kötü kalpli deliler yalnızca!

İnsan bir amaç uğruna kendinden vazgeçebilir, fakat başkalarının çılgınca fikirleri uğruna değil.

Sizden benimle konuşmanızı rica ediyorum, çünkü kendi suskunluğumda boğulmak üzereyim.

Ve sanırım beni ölüm döşeğimden çağırsan, birden ayağa kalkıp sana gelecek gücü bulurdum.

Kimse kırlarda dolaşmıyordu. İnsanlar sanki konsolun üstüne bırakılan birer biblodan farksızdı.

Kendime bile açıklayamadığım şeyleri başkaları için anlaşılır kılmak gibi bir amacım kesinlikle yok.

Milyonlarca saniye yaşarız, ama daima bunlardan biri, sadece bir tanesi tüm iç dünyamızı altüst eder.

Kafeste büyümüş bir kuşsun. Ve şimdi gökyüzüne yükselmeye çalışıyorsun ama kanatların idmansız.

İnsanın konuşacak kadar zekaya, ya da susacak kadar akla sahip olmaması büyük bir talihsizliktir.

Bağışla beni, eğer kalemimin mürekkebine arada sırada bir damla acı da karışıyorsa, evet bağışla.

Ölmüş olan biri artık hiçbir şey istemez, sevilmeyi de kendisine acınmasını da, teselli edilmeyi de istemez.

Çünkü yeryüzünde hiçbir şey kuytulardaki bir çocuğun fark edilmeyen sevgisiyle karşılaştırılamaz.

Geç kalma konusunda gösterdiğimiz çabadan ve sebattan başka işlerlerde tamamen yoksunsunuz.

Maalesef bu dünyada adaletin haklıdan yana değil, güçlüden yana olduğunu zamanı gelince anlayacaksın.

Sustuğum şeyler var, hiç konuşmadıklarım. İçinde kaybolduğum şehirler ve içimde kaybolup giden insanlar var…

İçimin bir zamanlar ne kadar ölü olduğunu asla bilmediler. Şimdi nasıl çiçek açtığımı da asla anlamayacaklar.

Ölmüş olan biri artık hiçbir şey istemez, sevilmeyi de, kendisine acınmasını da, teselli edilmeyi de istemez.

Satrancın çekiciliği tek bir şeyden kaynaklanır; stratejinin farklı beyinlerde farklı biçimlerde gelişmesinden.

İnsana mutluluk kadar sağlık katan bir şey yoktur ve en büyük mutluluk da bir başka insanı mutlu etmektir.

Arzulandığı zaman güzeldi, zeki insanların arasında nüktedandı, gururu okşandığında kibirliydi, sevildiği zaman aşıktı.

Birisi üzerime aniden bir tabanca çevirse yüreğim etrafımdaki bunca insanın yüreğinin bir avuç para için attığı kadar atmazdı.

Sadece kendim için ne zaman yaşadım? Sadece para kazanmak için yaşanmış hayata yaşamak denir mi? Ve sadece başkaları için.

Günümüzde paradan, o lanet olası paradan başka bir şey geçerli değil, bir de yapabildiğiniz kadar reklam. Bunu yapamayan yok olup gidiyor.

Bize hiçbir şey yapılmadı, yalnızca tam bir hiçliğin içine koyulduk, çünkü bilindiği gibi dünyada hiçbir şey insan ruhunu hiçlik kadar baskı altına alamaz.

Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek birşeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar.

Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar.

İnsanın kendini açması yeterliydi, insandan insana canlı bir akış başlıyordu hemen, yükseklerden derinlere iniyor, derinlerden sonsuzluğa yükseliyordu.

Kim olduğumu hiç merak etmiyordun. Adımı, adresimi sormadın: senin için yine sadece bir maceradan ibarettim, isimsiz olandım, unutuşların sisleri ardında iz bırakmadan kaybolan tutkulu bir zaman aralığıydım.

Hiçbir zaman bir insanı suçlayacak ya da ihbar edecek cesaretim olmadı. Çünkü karmakarışık dünyamızda adaletin ne kadar zayıf, tek bir sorunlu olaydan hak hukuk elde etmenin ne büyük bir kibirlilik olduğunu biliyordum.

İnsan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. Bekleyip durur insan. Hiçbir şey olmaz. İnsan bekler, bekler, bekler, şakakları zonklayana dek sozleransiklopedisi.com düşünür, düşünür, düşünür. Hiçbir şey olmaz. İnsan yalnız kalır. Yalnız… Yalnız

Yukarıya kadar tırmanıp cesurca son adımı atarken birdenbire yanlış yola girdiğini düşünüp korkuya kapılmak, ileriye doğru birkaç kolay adımı atacak gücü kaybetmek kadar korkunç bir şey yoktur hayatta.

Fakat sonuçta düşüncelerin de, ne kadar herhangi bir özden yoksunmuş gibi görünürlerse görünsünler, bir destek noktasına ihtiyaçları vardır, aksi takdirde dönmeye ve anlamsız bir biçimde kendi etraflarında çember çizmeye başlarlar.

İnsanlık adına gideceksen, inandığın bir şey uğruna gideceksen seni tutmam. Fakat köleler içinde bir köle olmak için gitmek istiyorsan, karşında olurum. Insan bir amaç uğruna kendinden vazgeçebilir, fakat başkalarının çılgınca fikirleri uğruna değil.

Korku cezadan daha berbattır, çünkü ceza bellidir, ağır veya hafif; bilinmeyene, sınırlandırılmışa kıyasla ceza, daha az ürkütür. Cezasının ne olduğunu anlayınca kız rahatladı. Ağlaması sozleransiklopedisi.com seni şaşırtmasın: Gözyaşları şimdi dışarıya akıyor, daha önce içeride birikip kalmıştır. İçerdeki gözyaşları dışarı akandan daha fenadır.

Sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?

İki hafta boyunca kitap okumak, yürüyüşe çıkmak, hayal kurmak, rahatsız edilmeden uzun uzun okumak, iki hafta boyunca telefonsuz ve radyosuz yaşamak, konuşmak zorunda olmamak, bir anlamda rahatsız edilmeden kendim olmak istiyordum.

Dış görünüşümüz baştan aşağı aynı tipe çevrildikçe ve insanlar, kendilerini düzineler halinde, üstelik de seri biçimde kitle fizyonomisinde örgütledikçe; varlık şekilleri giderek genişleyen bir kişiliksizleştirme sürecinin tam ortasında buluyorlar kendilerini.

Çünkü biz insanlar böyleyizdir. Önemli konularda nazik, düşünceli hatta merhametli, planlarımızı yaparken cesur ve atılganızdır, ancak başkası söz konusuysa, o kişinin yardımımıza muhtaç olduğunu bilsek bile aramızdaki o ince çizgiyi aşmaya karar vermekte güçlük çekeriz, cesaretimiz kırılır, âciz kalırız.

Tecrübeli ve gerçek bir sanatçıyı, bir acemi, bir amatör, bir deneyimsizden ayıran şudur: Sanatçı sahip olduğu birçok tecrübe sayesinde gerçek bir başarıyı elde etmeden önce başarısızlığın da kaçınılmaz olduğunu çok iyi bilir, son ve en önemli fırsatı yakalamak için beklemesi ve sabretmesi gerektiğinin farkındadır.

Teknoloji çağı kendi insanını gittikçe tek tipleştirirken, özgün kişiliğini de elinden alarak renksiz bir tür haline getiriyor. Aynı gelir sınıflarına taksim edilen, tek tip konutlarda yaşayan, tek tip giysiler giyen, aynı makinelerde aynı iş saatlerinde çalışan ve sonrasında tek tip eğlence şekillerine sığınan, aynı radyonun başına geçen, aynı plağı dinleyen ve aynı sporla uğraşan herkes; dehşet verici bir biçimde birbirine benzemeye başlıyor.

Kendime karşı oynamaya kalkıştığım andan itibaren, bilinçsizce meydan okumaya başlıyordum. Siyah ve beyazdan oluşan her iki ben de yarışa girişmeden edemiyordu ve her ikisi de yenmek, kazanmak için kendine göre bir hırsa, bir sabırsızlığa kapılıyordu; siyah olan ben, beyaz olan ben’in yapacağı her hamleyi heyecanla bekliyordu. Bir tanesi bir yanlış yapınca, öteki ben sevinçten havalara uçuyor ve aynı anda da kendi beceriksizliğine kızıyordu.

Yorum Ekle

BİZİ TAKİP EDİN!

Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Edin!