Zülfü Livaneli Sözleri

Zülfü Livaneli Sözleri

Bu sayfada Zülfü Livaneli Sözleri, Zülfü Livaneli Kısa Sözleri, Zülfü Livaneli En Güzel Kitap Sözleri, Zülfü Livaneli Özlü Sözler ve Zülfü Livaneli Alıntıları yer almaktadır. Siz de sayfamızda yabancı yazarlara ait  sözler paylaşmak isterseniz, aşağıdaki yorum bölümünü kullanarak sayfamıza söz ekleyebilirsiniz. Aradığınız en güncel, en özgün ve en beğenilen güzel sözlere Buradan ulaşabilirsiniz.

“Hayat, Paylaştıkça Güzeldir.”

Zülfü Livaneli Sözleri ve Alıntıları

 

İnsanların en kötü yalanı, kendine karşı olanıdır.

Bir yerde kötülük varsa, oradaki herkes biraz suçludur.

Dünya tek ülke olsaydı başkenti Konstantiniyye olurdu.

Kadın aşktan ölmez ama ondan yoksun kalınca solar.

Haklı olanı güçlü kılamadığımız için güçlü olanı haklı kılıyoruz…

Ama inan bana, insanların çoğunun ruhu, bedeninden önce çürür.

Dünyayı güzellik kurtaracak. Bir insanı sevmekle başlayacak her şey.

Beni alıp tekrar karnına soksan bile koruyamazsın anne!

Her insanın içinde iyi ve kötü, yan yana durur. Hangisini beslersen o galip gelir.

Sanki bazı kişiler, çevrelerindeki insanların yaşamını kolaylaştırmak için dünyaya gelir…

Merhamet istemiyorum, hiç kimsenin acımasına ihtiyacım yok, merhamet de zulmün bir parçası.

İnsanlar eşit değildir. Güçlüler ve zayıflar vardır ve hayat bunlar arasındaki mücadeleden ibarettir.

Medya patronlarının en büyük sermayesi ne makineleridir ne parasıdır; halkın cehaletidir.

Bazı insanlar bütün hayatlarını “sınırları aşma mücadelesi” olarak geçiriyorlar. Galiba ben de bunlardan biriyim.

Kıskanmayı bile unutmak. Onu mutlu eden herkesi ve her şeyi sevmek. O noktada sahiplenmek biter, saf aşk kalır.

Asil insanların en neşeli zamanında bile bir hüzün vardır, daha düşük ruhlar ise en sefil zamanında bile neşelidir.

Sakın ola hiçbir şey için üzülme ama bol bol kız, öfkelen, dövüş, savaş, küfret ama üzülme. İnsanı üzüntü çürütür.

İnsanlar bunca acı çekerken, İstanbul’da en iyi suşinin nerde yenilebileceğini konuşanlara dayanamıyordum.

Hayatın özü, büyük sırrı; olmazsa olmazı: Unutmak. Eğer unutmak diye bir şey olmasaydı, yaşam da olmazdı. İnsan, unutmadan hayatını sürdüremez.

Bilgi ne garip bir şeydir. Şişede hapsedilmiş bir cin gibi yıllarca duruyor, senin gelip kapağını açacağın günü bekliyordu.

İnsanları konuşarak tanıyamazsınız… Dil, yalan söyler…Bu yüzden insanları dinlemek, onları anlamak için yeterli değil.

Bir şeyler yapıyorum, yürüyorum, konuşuyorum, yemek yiyorum yani her zaman yaptığım işleri sürdürüyorum ama nasıl anlatsam, bir boşluk duygusu içinde. Sanki içimde derin bir hiçlik var.

İnsan hiçbir umut beslemediği zaman durumu kabullenebiliyor ama kapkara bulutlar arasından iğne ucu kadar kendini gösteren bir güneş ışını belirince bütün dünyası o ışığa bağlı oluyor…

Her iktidar adam öldürür mü? Evet! İktidar zulüm demektir. Hele denetlenemeyen iktidar. Peki, iyi insanlar iktidara gelirse? Öyle şey olmaz! Neden? İyi insanlar iktidara gelemez, gelse bile iktidar onu bozar, zalim yapar.

Aşk denen şey bazen yürür, bazen uçar; bazen koşar biriyle birlikte, bir başkasıyla ölümcül yürüyüşe çıkar; üçüncüyü buzdan heykele çevirir, dördüncüyü atar alevlerin içine. Birini yaralar, öldürür ötekini.

Sağcı, solcu, milliyetçi, enternasyonalist, tarikatçı, Fenerbahçeli, Galatasaraylı, Beşiktaşlı, genç-yaşlı, kadın-erkek, köylü-şehirli, Doğulu-Batılı, zengin-yoksul olmanız fark etmez.
Yeter ki düzgün insan olun!

Ankara Üniversitesi’nde ders vermiş olan Ernst Reuter ne demişti bilmiyor musunuz? “Türkiye’de önemli insanlar değersizdir.

İnsanların kendi milletini veya kendi inancını diğerlerinde daha üstün görmesi ne korkunç olaylara ne büyük acılara neden oluyordu bu dünyada!

Bilemiyorum, bilinçaltında olup biten şeyler bunlar. Evet, Nietzsche’ye katılmamak mümkün değil: “Müziksiz bir hayat hatadır!

Zaman bana da bir nehir gibi geliyor. O nehirde yüzüyorum. Sular akıyor ama hangi damla arkamda, hangisi önümde; nehir mi daha hızlı akıyor, ben mi; su öne mi geçiyor, arkamda mı kalıyor anlayamıyorum. Gerçek olan tek şey sonsuz bir akış.

Bu memleketin okullarına acil olarak bir “insan ilişkileri dersi” konulması gerekir.
Çünkü uzaktan bakınca yaşlı başlı, akıllı uslu, eğitimli gibi görünen birçok insanın densizleştiği, terbiyesizleştiği bir ülkede yaşıyoruz artık.

Bu dünyada sana kötülük yapmak isteyenler çıkacak karşına, ama unutma ki iyilik yapmak isteyenlerde çıkacak. Kimi insanın yüreği karanlık kiminin aydınlıktır, gece ile gündüz gibi…

Aramızdaki temel fark ne, biliyor musun? Sen insanlara baktığın zaman üniformalar, bayraklar ve din görüyorsun!”
“Peki, sen ne görüyorsun bakalım?”
“İnsan, sadece insan. Seven, acı çeken, acıkan, üşüyen, korkan bir insan.

Hanımefendi,” dedi, “siz pelikanların yavrularını nasıl beslediğini biliyor musunuz?”
Afallayan kadın, “Hayır” dedi.
“Anne pelikan, yavrularının açlık çektiğini görürse, kendi etinden parça kopararak onları besler.

Mağara devrinden beri dünyanın bütün kadınları, bütün erkeklere üç soru sorarlar:
Nereye gidiyorsun?
Ne zaman geleceksin?
Beni seviyor musun?

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM