Aylaklığa Övgü Sözleri-Bertrand Russell

Aylaklığa Övgü Sözleri-Bertrand Russell

Sayfamızda Güzel Sözler- Aylaklığa Övgü Sözleri, Bertrand Russell Sözleri, Kitap Sözleri, Edebi Sözler, Yazar Sözleri, Şair Sözleri, Şiir Sözleri yer almaktadır.

“Herkesin Güzel Sözlere İhtiyacı Var.”

Aylaklığa Övgü Sözleri

 

Dünyada gereğinden fazla çalışıldığını, çalışmanın erdem olduğu inancının büyük zararlar doğurduğunu, modern endüstri ülkelerinde vaaz edilmesi gereken şeylerin öteden beri vaaz edilegelmekte olanlarda çok değişik olduğunu sanıyorum.

Yararlı bir şey üretme uğrunda kullanılabilecek büyük bir insan emeği, üretildikleri zaman boş yatan ve hiç kimseye hiçbir yararı dokunmayan makineler üretme uğrunda harcanmıştır.

Modern dünyada çalışmanın erdem olduğuna inanma yüzünden çok büyük zararlar doğmaktadır ve mutluluğa giden yol, refaha giden yol, çalışmanın örgütlü bir düzen içinde azaltılmasından geçer.

Toprak mülkiyetini ellerinde bulundurmak yoluyla, yaşama ve çalışma hakkını kendilerine bir imtiyaz diye verdikleri başka insanlardan bu imtiyazlara karşılık para alanlardır. Bu toprak sahipleri aylaktır, bu bakımdan benim onlara övgü düzeceğim sanılabilir. Ne yazık ki bunların aylaklığı ancak başkalarının emeği sayesinde mümkün olabilmektedir; gerçekten de bunların rahat aylaklığa duydukları arzu, çalışmayı öğütleyen tüm kutsal vaazların tarihsel kaynağıdır. Bunların en istemeyecekleri şey, başkalarının da onlar gibi aylak kalmasıdır.

Çalışmanın istenir bir şey olduğunu doğal karşılamamız çoğunlukla bu sistemden bize kalan bir alışkanlıktır.

Çalışma ahlakı köle ahlakıdır, modern dünyada ise köleye ihtiyaç yoktur.

Tarihsel bakımdan konuşursak, görev kavramı, iktidar sahipleri tarafından başkalarına kendi çıkarlarından çok efendilerinin çıkarı için yaşamaları gerektiği düşüncesini aşılamakta bir araç olarak kullanılmıştır.

Uygarlık için boş vakit şarttır, eski zamanlarda ise bir azınlığın boş vakte sahip olabilmesi, büyük bir çoğunluğun emeği sayesinde gerçekleşebiliyordu.

XIX. yüzyılda İngiltere’de erkekler için günlük çalışma süresi on beş saatti; çocuklar genellikle on iki saat, ama çok kere de yetişkin erkekler kadar çalışırlardı.

Resmi tatil günleri yasalaşınca üst sınıflar buna çok kızdılar.

Artık gereği kalmadığı halde aşırı derecede çalışmakta direnmek, ancak budalaca ve çoğunlukla başkası hesabına katlanılan bir çilekeşlik ruhuyla mümkündür.

Verimlilik fikrine bir dine bağlanır gibi bağlanılması insanlar arasında kayıtsızlığın da, oyunun da yerini bir dereceye kadar daraltmış bulunuyor.

İstenir eylemin, kâr getiren eylem olduğu anlayışı her şeyi tepetaklak etmiştir.

Bizler üretimi gereğinden değerli, tüketimi gereğinden değersiz tutarız. Bunun bir sonucu olarak da eğlencenin ve basit mutluluğun önemini küçümser, üretimin değerini tüketiciye verdiği hazla ölçmeyiz.

Şehir insanlarının zevkleri nitelik bakımından çoğunlukla edilgin hale gelmiş bulunuyor: sinema seyretmek, futbol maçlarını izlemek, radyo dinlemek vb. Bunun nedeni de şehirlilerin bütün enerjilerini çalışmada tüketmeleridir.

Aylak sınıf olmasa insanlık barbarlıktan hiç kurtulamazdı.

Şimdiye kadar hep, tıpkı makinelerin bulunmadığı zamanlarda olduğu gibi bütün enerjimizi ortaya koymayı sürdürdük; yaptığımız budalalıktı, ama sonuna kadar bu budalalıkta diretme için hiçbir neden yok ortada.

En aşağı çocuklar kadar büyüklerin de oyuna, yani zaman zaman, o anda vereceği zevkten başka hiçbir amaç taşımayan eylemlere ihtiyaçları vardır.

Boş zamanı olan bir toplumun mutlu olabilmesi için bu toplumun eğitilmiş, hem de teknik bilginin dolaysız yararı kadar, beyinsel zevk de göz önünde bulundurularak eğitilmiş bir toplum olması gerekir.

Başarılı bir şekilde sindirilmiş bilgi içindeki kültür öğesi, bir insanın düşünce ve isteklerinin karakterine biçim verir.

Dar görüşlü bir eğitim kavramı, bir insanın yetenekleri kadar amaçlarını da eğitmek zorunluğu bulunduğunu gözden kaçırır.

Genellikle insanlar tarafından en çok arzulanan iki şeyden birincisi iktidar sahibi olmak, ikincisi de hayranlık uyandırmaktır.

Derin düşünme alışkanlığına sahip bir kafanın, en hafifinden en ciddisine kadar çeşitli üstünlükleri vardır.

Şimdiki halde dünya her biri kendi çıkarından başka bir şey düşünmeyen, her biri bir santim gerilemektense uygarlığı yıkmaya razı, hiçbiri insan hayatına bir bütün olarak bakamayan, öfkeli gruplarla dolu bulunuyor. Bu dar görüşlülüğe hiçbir teknik eğitim panzehir sağlayamaz.

Acıdan kaçmak için atılan adımlar insanları yüzeyselliğe, kendi kendini aldatışa, sınırsız kolektif efsaneler icat etmeye sürüklüyor.

Mimarlığın en eski çağlardan beri iki amacı vardır: Birincisi tamamıyla yarar güden amaç, yani insanlara sıcaklık ve barınak sağlama amacı; öteki de siyasal amaç, yani, bir fikri insanların kafasına, o fikrin taştan bir ifadesinin göz kamaştırıcılığı yoluyla yerleştirme amacıdır.

Herkes tarafından yararlı diye kabul edilegelen uğraşılar içinde hemen hemen en saçması altın çıkarma işidir.

Bazıları gereğinden çok çalışırken bazıları da tamamıyla aylak kalmaktadır. Bu şundan doğmaktadır: İşçinin, işveren için taşıdığı değer, işçinin çıkardığı iş miktarına dayanır, bu iş miktarı da çalışma saatleri yedi sekiz saati aşmadığı sürece, işverenler tarafından bir çalışma gününün uzunluğuyla orantılı kabul edilir. Öbür yandan işçi iyi ücret alacağı uzun çalışma gününü, düşük ücret alacağı kısa çalışma gününe tercih eder. Bundan ötürü uzun çalışma günü uygulamak her iki tarafın da işine gelir.

Dünya çoğunluğunu kadınların oluşturduğu az öğrenim görmüş, çok paralı, dolayısıyla kendine güveni yüksek aylaklarla doludur. Bunlar, servetleri sayesinde büyük çapta emeğin kendi rahatlarına ayrılmasını sağlarlar.

Hayatın fiziksel aparatında birörneklik pek vahim bir sorun olmayabilir, ama düşünce ve fikir alanlarında birörneklik çok daha tehlikelidir. Bununla birlikte, düşünce ve fikir birörnekliği, modern icatların hemen hemen kaçınılmaz bir sonucudur.

İnsan babasından çektiğini oğluna çektirir ve okul sıralarında düşürüldüğü onur kırıcı durumları hatırlayarak, bunları aynen, kurduğu imparatorluğun “yerli” halklarına uygular

Çocuklarla uğraşan herhangi bir insan, kısa zamanda, aşırı şefkatin hata olduğunu öğrenir. Şefkatin çok azı daha da büyük bir hatadır gerçi.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM